Evrenin Genişlediği Kur’an’da Geçiyor Mu?
Bakalım Kur’an’dan uzaya kadar her şeyin genişlediği bir dünyada neler oluyor!
Her şeyin başı: Günlük Hayat ve Evren
Bazen hayatımda öyle anlar oluyor ki, evrenin genişlediği hakkında düşünmek yerine, sadece bu dünyadaki evreni anlamaya çalışıyorum. Örneğin, sabahları kalktığımda ilk işim kahvemi içmek. Hani o “Sabah kahvesi, hayatın anlamı” klişesi vardır ya, işte tam o noktadayım. O an başka hiçbir şey yok, sadece kahve ve benden başka kimse yok gibi hissediyorum. O kadar basit bir olay ki, “Bu evrende sadece ben varım!” diye düşünürken, bir anda telefonum çalıyor. “Haa, evet, Dünya var,” diyorum kendime.
Tabii, bir yandan da derin sorular aklımı kurcalıyor. Hani diyorum, “Evren genişliyor mu?” 4-5 gün önce bir arkadaşım uzay hakkında konuşurken, Kur’an’da evrenin genişlediğiyle ilgili bir şeyler okuduğunu söylemişti. O an, “Yani ben galaksilerle falan mı konuşuyorum, yoksa ciddi ciddi kitaplarda mı yer alıyor bu?” diye düşündüm. Çünkü gerçekten, “Evrenin genişliği” gibi kavramlar çok bilinen şeyler değil. Hani bir kitapta veya bir dini metinde yer alması, “Yok canım, uzay fizikçisi değilim, ama biraz da dini kitapları okuyalım,” dedirtebiliyor insana.
Bunu bir kenara koyup, konuya girmeye çalıştım. Evet, evet, ne demek istediğimi anladınız. Kur’an’da evrenin genişlediği geçiyor mu?
Bir Süre Evren Konuşalım, Ama Mizahi Tarzda
İlk defa bu soruyu ciddiyetle sorduğumda, bir arkadaşım bana şu espriyi yaptı: “Ya zaten evren genişlerken biz de büyüyoruz, baksana belki 30 yaşında evrene bir bakış açısı sunuyoruz!” Ben de tabii ki bu espriyi yutmadım ve “Kardeşim, evren büyürken ben sadece daha çok pizza yiyorum,” dedim.
Ama gerçek şu ki, evrenin genişlemesi, bilimsel bir kavram ve oldukça da ciddi bir konu. Fizikçilerin bu konuda yazdığı makaleler bir kenara, bizlere ve günlük yaşantımıza dair çok derin bir anlam taşıyabilir. Hani öyle “Bana ne bundan, bu konuda nasıl kafa patlatabilirim ki?” diye düşünmeden önce, bu tür bir soruyu sormanın da çok zekice olabileceğini fark ettim.
İslam’ın temel kitaplarından biri olan Kur’an’a bakıldığında, orada uzayla, yaratılışla ve zamanla ilgili bazı çok etkileyici ifadeler var. Özellikle “Evrenin genişliği” konusunda iki ayet var ki, birçoğumuzun o kadar da dikkat etmediği bir noktaya işaret ediyorlar.
“Ve göğü biz kurduk, şüphesiz biz genişletiyoruz.” (Zariyat Suresi, 47)
Bunu ilk okuduğumda, “Abi, bu biraz daha ‘Evren genişliyor’ gibi gözüküyor, ha!” demekten kendimi alamadım. Gerçekten de bu ayet, tam olarak günümüzdeki “evrenin genişlemesi” teorisini çağrıştırıyor. Ama tabii, burada biraz da mizahi bir bakış açısıyla, “Kur’an’da gökyüzü genişliyor, peki neden bizim bu kadar geniş bir evimiz yok?” gibi bir şaka yapmadan edemedim. (Evet, bazen kendi şakalarım bile beni güldürür, buna alıştım.)
Kendi Kendime Evren ve Ben
Kendimi bir gün bir bilim insanı gibi düşünürken buldum. “İyi de, gerçekten evren nasıl genişliyor?” diye sordum. Bir yandan fizikçiler var, bir yandan Kur’an’daki bu genişlemeye dair yorumlar… Aslında bütün bu kafa karışıklığı, insanı gerçekten düşündürtmeli. Bazen o kadar kendimi kaybetmişim ki, “Evren genişlerken ben ne yapıyorum?” diye düşünmeden edemedim.
Birkaç dakika sonra aklıma şu geliverdi: “İnsan evrenin büyüklüğünü düşünürken, acaba zamanın ne kadar dar olduğunu fark edebiliyor mu?” Çünkü bir evrende, genişlemenin olduğu, hareketin olduğu, her şeyin değiştiği bir gerçeklikte, zaman da değişiyor. Tıpkı gündelik yaşamda kendimizin zamanla nasıl değiştiği gibi. O an tam olarak “Evrenin genişliği” konusuna odaklanmak yerine, zamanın daralması fikrine de kafa yorarak biraz daha derinleştim.
Ama, tabii, bir yandan mizahi düşüncelerim de durmuyor. “Bunu bilimsel olarak anlatamam, ama galiba evrenin genişlemesi hakkında düşündükçe, kendi genişliğimi de anlayacağım,” dedim. (Hani bazen karamsar olabiliyorum ya, o an böyle düşündüm.)
Evrenin Genişliği: Kur’an’dan Günümüze
Bir an, bu kadar derin düşünceden sonra, gerçekten de insanın evrenle bağlantısının ne kadar büyük olduğunu fark ettim. Bazen kendi küçüklüğümüzü unuturken, evrenin ne kadar büyük olduğunu unutuyoruz. Ve bu durum bizi hep sorgulamaya iter.
“Ve göğü biz kurduk, şüphesiz biz genişletiyoruz.” Eğer bir din kitabında, evrenin genişlemesiyle ilgili bir ifade geçiyorsa, bu, tarihsel bir öneme sahip. Yani bir dönemde, bir insanın, gökyüzünün genişlemesi hakkında yazması, evrenin doğası hakkında bilimsel bir bilgiye sahip olduğu anlamına gelmiyor. Ancak, çok derin bir bakış açısı ve maneviyatla bu sözleri söylemiş olması, çok ilginç bir durum.
Sonuçta, sadece büyük bilimsel teoriler değil, insanların kutsal metinlerinde de evrenin genişlediğini görmek, insanın farkındalık düzeyini değiştiriyor. Hem bedenen hem ruhsal olarak… Bu kadar basit ve sıradan bir mesele, aslında hayatımızı şekillendiren çok büyük bir anlam taşır.
Sonuç: Genişleyen Evren, Genişleyen Zihin
Kendi kendime şu soruyu sordum: “Evren genişlerken, ben nereye gidiyorum?” Bazen hayat bu kadar küçük ama derin. Evrenin genişlemesi konusuna bakarken, insan bir yanda kendi genişlemesini de fark edebilir. Hayat, kendini keşfetme yolculuğudur. Bu, ne bilimsel bir açıklama ne de dini bir açıklama olabilir. Ama bu, hem evrenin genişlemesi hem de kendi iç yolculuğumuzun başladığı noktadır.
Yani evet, evren genişliyor. Ama bu büyüme, bizim iç dünyamızda da bir yankı buluyor. Belki de, tıpkı evrenin büyümesi gibi, biz de her gün daha fazla düşünerek, daha fazla anlamaya çalışarak büyüyoruz.
Evet, biraz karamsar başladım ama sonrasında şunu fark ettim: Evrenin genişliği, belki de en güzel şekilde iç dünyamızda genişler.